arama

Uzay Yolculukları Yapmaya Ne Kadar Hazırız?

  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Esat Akgül Esat Akgül
  • (1 votes, average: 1,00 out of 1)

Son yıllarda bilim platformlarının belki de en çok tartıştığı konu uzaydır. Hakkında yüzlerce teori olmasıyla beraber günümüzde üzerinde en çok harcama yapılan sektörlerden birisidir. Peki üzerinde bu kadar çalışılmasına rağmen uzay yolculuklarına hazır mıyız?

Uzay Yolculukları Hakkında

Uzay yolculukları hakkında kısa bilgi verecek olursak, oldukça ince hesaplamalara rağmen başarısızlık oranı yüksek olan bir durumdur. Öyle ki dünya üzerinde var olmayan ekstrem durumlarda teknolojimizi ve gönderdiğimiz uzay yolcularımızı muhafaza edebilmeliyiz. Bu konuda mühendislik, teknoloji, bilgisayar bilimi, fizik, kimya, matematik gibi bilim dallarının senkronize çalışması gerekir.

Uzay yolculukları adına yüzlerce dizi ve film çekilse de bir şeyden emin olmalıyız. Uzay yolculukları asla ekranda gördüğümüz kadar kolay değildir. Bu sebeple bilimin bütün dallarının tek tek çalışması gerekir. Bu sayede uzaya gönderdiğimiz bir aracın atmosferi aşmasını, uzayda belirlenen rotada belirlenen sürede kalması ve ardından yeryüzüne geri dönmesi gerekir. Her aşamasında ekstra özen ve dikkat gerektiren ince bir konu olduğunu söyleyebiliriz.

Uzay Yolculuklarının Gerçekleştirilme Nedenleri

Günümüzde uzay yolculuklarının gerçekleştirilme nedenlerine gelirsek onlarca neden sayabiliriz. Bunların başında içinde yaşadığımız evreni keşfetme gelir. Yani insanoğlunun en temel duygularından birisi olan merak duygusu. Diğer bir konu ise oldukça uzun yıllardır süre gelen bir teori olan gezegenimizin yok olması. Şayet bir gün üzerinde yaşadığımız topraklardan hiç verim alamayacak, atmosfer içinde nefes alamayacak dereceye gelirsek diye bir kaçış planı arıyoruz. Bunun için de başta Mars olmak üzere yaşanabilir gezegenleri keşfediyor ve kolonileşmeye çalışıyoruz.

Aslında uzay yolculuklarının şimdiki sebepleri oldukça bilime ve akla yatkın sebepler. Fakat ileriki yıllarda uzay madenciliği dediğimiz işlem de yapılabilir. Öyle ki gezegenimizde bulunmayan veya az bulunan madenleri uzaydan temin edebiliriz. Tabi bu işin etik bir çerçevede yapılacağının garantisini şimdilik veremeyiz.

Uzay Yolculuklarını Yapmaya Ne Kadar Hazırız?

Günümüzde uzay yolculukları yapılmıyor değil. Fakat yine de hayal ettiğimiz derecede sık ve kolay değil. Tabi ki bunun oldukça çeşitli sebepleri var. En temel sebebi teknolojimizin henüz bu işi kolay yapacak şekilde gelişmiş olmaması diyebiliriz. Fakat yine de onlarca başlık altında nedenleri sıralayabiliriz.

Öncelikle insan hayatının önemine değinmek istiyorum. Öyle ki kayıp verme ihtimalimizin yüksek olduğu bir işlemden bahsediyoruz. Bunu yaparken de insan hayatını riske atmamak adına oldukça temkinli olmalıyız. İnsanlı görevlerde tam emin olmadan ve tüm önlemler alınmadan hareket edilmemesi gerekir.

Uzay yolculukları maddi açıdan oldukça külfetlidir. Öyle ki herhangi bir mekiğin uzaya fırlatılması demek milyonlarca hatta milyarlarca dolar harcama gerektirir. Bu sebeple uzay ajanslarının bütçe bulması ve bu bütçeleri doğru kullanması önemlidir.

Şimdi bahsedeceğim konu ise genel olarak kolonileşme üzerine düşünülebilir. Kendi yiyeceğimizi uzayda üretmek oldukça zor olabilir. Gerek atmosfer farkı gerek toprak farkı tarım işini zora sokacaktır. Tam anlamıyla da stok üzerinden beslenmek zordur. Uzayda bitki yetiştirme denemelerinde kısmen başarılı olmuş olsak da henüz tam anlamıyla yol almış değiliz.

Ve gelelim en önemli kolonileşme sorununa. Adapte olmak. Uzay yolculukları insan metabolizması üzerinde oldukça köklü etkiler bırakabilir. Uzayda maruz kalacağımız elementler, atmosferik faaliyetler, doğal faaliyetler gibi konulara vücudumuz henüz alışık değil. Bu sebeple herhangi bir uzay yerleşiminde vücudumuzun adapte olması uzun sürecektir. Hatta belki nesil farkı bile olacaktır. Fakat sonunda vücudumuz adapte olmayı öğrenecek ve bir miktar daha kolay yaşayabileceğiz.

Her ne kadar bilime güvensek de çalışmayı elden bırakmamamız gerekir. Öyle ki elimizde uzay diye hakkında çok az şey bildiğimiz bir bilinmezlik var. Bu bilinmezliğe karşı yapacağımız her keşif bir çeşit devrim olacaktır. Belki de bugüne kadar öğrendiğimiz her şey koskoca bir okyanusun birkaç tane damlasından ibarettir.